Hayatımızda birçok sorunla karşılaşıyoruz. Ailemizle, çevremizle ve kendimizle ilgili sorunlar. Durup bu sorunların çoğunun nereden geldiğine baktığımızda, genellikle aynı noktaya varıyoruz: eğitim eksikliği. En basit günlük çatışmalardan toplumun en derin meselelerine kadar pek çok şey, bize öğretilenlere ya da öğretilmeyenlere dayanıyor.
Öğretmenler yalnızca ders kitabından sınıfa bilgi aktaran kişiler değildir. Onlar bir milletin fertlerini şekillendiren insanlardır. Karakter oluştururlar, değer aşılarlar ve bütün bir neslin nasıl düşüneceğinin ve nasıl davranacağının temelini atarlar. Bu olağanüstü bir sorumluluktur ve ciddiye alınmayı hak eder.
İyi Öğretmen
Peki, bir öğretmeni gerçekten iyi yapan nedir? Bu soruyu pek çok kez düşündüm ve birkaç temel niteliğe dayandığına inanıyorum.
Her şeyden önce, iyi bir öğretmen iletişim kurmayı bilir. Bu, öğrencilere sadece konuşmak demek değildir. Onların dilini konuşmak, onların seviyesine inmek ve mesajın gerçekten ulaştığından emin olmak demektir. Öğrencileriyle bağlantı kuramayan bir öğretmen, ne kadar uzmanlık taşırsa taşısın, onlara öğretemez. Öğretmen öncelikle iyi bir iletiçimci olmalıdır; bunu yapmak için de öğrencinin dilini kullanmalıdır.
Sevgi her şeyin merkezindedir. Öğrencilerini ve mesleğini içtenlikle sevmeyen bir öğretmen, eğitimci olarak asla tam potansiyeline ulaşamaz. Öğrenciler, öğretmenlerinin onları önemseyip önemsemediğini hissederler. O sıcaklığı hissettiklerinde açılırlar; hissetmediklerinde kapanırlar.
Adalet derinden önem taşır. Öğrenciler adalet söz konusu olduğunda son derece duyarlıdır. Belirli öğrencileri kayıran veya sınıfa eşitsiz davranan bir öğretmen güveni hızla kaybeder; sınıfta bir kez kaybedilen güveni yeniden inşa etmek neredeyse imkânsızdır.
Sonra daha sessiz nitelikler gelir: şefkat, samimiyet, dinlemeyi bilmek. İyi bir öğretmen sadece ders vermez. Öğrencilerin soru sormaya, hata yapmaya ve gelişmeye kendilerini güvende hissedecekleri bir ortam yaratır. Öğrencilerine doldurulacak boş kaplar olarak değil, birer birey olarak saygı duyar. Öğrencinin dikkatinin dağılmaması için konuya hâkim olmalı, bilgiyi bilişsel düzeye uygun aktarmalıdır.
Öğretmenlik özünde bir sanattır. Her öğretmen onu kendi özgün tarzıyla icra etmelidir. Harika öğretmenlik için tek bir formül yoktur. Bir öğretmenin bir sınıfta mükemmel işleyen yöntemi, başka bir sınıfta tamamen başarısız olabilir. En iyi eğitimciler bunu anlar ve sürekli uyum sağlar, deney yapar ve yaklaşımlarını geliştirir.
Güçlü bir şekilde inandığım bir şey var: hiçbir öğrenci doğası gereği diğerinden daha zeki veya daha aptal değildir. Sadece farklı öğrenirler. Bazıları sözcüklerle, bazıları görsellerle, bazıları ise uygulamalı deneyimlerle kavrar. İyi bir öğretmen bu farklılıkları tanır ve sadece öğretmenin tercih ettiği şekilde öğrenenlere değil, her öğrenciye ulaşmanın yollarını bulur. Her çocuğa öğrenme kapasitesine uygun yaklaşılmalı; hiçbir çocuk eğitimden küstürülmemelidir.
Belki de her şeyden önemlisi şudur: öğretmen, öğrettiği değerleri bizzat yaşamalıdır. Öğrenciler değerleri derslerden değil, izleyerek öğrenirler. Dürüstlükten bahsedip dürüstlüğe aykırı davranan, saygıyı öğütleyip saygı göstermeyen bir öğretmen, müfredattaki her şeyden çok daha güçlü bir ders verir. Eylemler, sözlerin asla ulaşamayacağı bir ses tonuyla konuşur.
Öğretmenler, toplumun en özveri sahibi, en şerefli üyeleridir. Gelecek nesilleri şekillendirenler onlardır.
— Mustafa Kemal Atatürk
Bu söz ilk karşılaştığımdan beri içimde kaldı. Öğretmenlik sadece bir meslek değildir. Kapıdan içeri giren her öğrencinin potansiyeline sarsılmaz bir inanç, sabır ve özveri gerektiren bir çağrıdır.